Bir süredir bu konuyu düşünüyorum.Dahilik yani deha olmak. Belli koşulların sağlanmasıyla oluşması muhtemel olan bir durum. Bildiğiniz dahilerin hayatlarını biraz değiştirmiş olsaydınız bildiğiniz dahiler olarak kalmaya devam eder miydi? Veya ben dahiyim demeye ne zaman başladılar. Ortaya bir ürün koyanlar tabiki bir şekilde farkına varmış olabilirler. Einstein fizik alanında yetenekliydi. Ve fizik alanında yetenekli olduğunu biliyorsun. Ya daha soyut konular üzerine düşünenler? Birine hayatı anlama konusunda yetenekli nasıl diyebilirsin? Bunun değerlendirmesini kim yapar? Yoksa sadece eserlere değil o insanın özeline mi hayranız? Shakespeare başka biri olsa ve eserlerini ortaya koymuş olsa yine de onu tanır mıydık? Nietchze acaba sadece deliliğe yakın biri olduğu için mi bu kadar ilgi görüyor günümüzde? Nietzsche'nin yaşadığı dönemde onu tanımış olsaydık onun sürekli bir buhran içinde olduğunu görebilirdik diye tahmin ediyorum. Hayat hakkında düşündüklerini yazıyor. Ve bir zaman sonra bunlar başkalarına ilgi çekici geliyor. Doğru olduğu için değil. Felsefede zaten tek bir doğru yoktur. Ama bize neden çekici geliyor? Birşeyleri düşünmemizi sağladığı için mi? Veya düşündürebilecek zekaya sahip olduğu için mi? Sonuçta çok ekstra yararlı birşey yapmıyor. Birşey keşfetmiyor. İşte bu sorular yüzünden hiçbir zaman mutlu olamadığını düşünüyorum.Çünkü bunlara karar verebilecek bir otorite bir merci yok. Biri çıkıp evet bunlar değerli ve doğru şeyler bize bişeyler kattın diyemez. Anca hayatı anlamışsın veya anlamaya başlamışsın diyebilir. O da kime göre neye göre? Ve onun dediklerini hayatlarında zaten uygulayan birsürü insan var. Yani Nietzsche'nin olayı bunları yazması mı,bunları düşünmesi mi yoksa bizim onun karakterine duyduğumuz hayranlık mı? Konu tabi felsefe olduğu için sorular bizi sadece başka sorulara götürüyor. Ben de sadece kafa yorabiliyorum herhangi bir doğruya ulaşmak mümkün değil.
Defterime yazdığım bir diğer cümle de paranın dahiliğe etkisi gibi birşey. Filozofların hayatı mesela. Birşeyler üretiyor ama hiçbirinde bizim türk edebiyatındaki sefalet yok. Parayla alakalı en ufak birşey yok. Galiba çoğu belki de hepsi zengin. Geçim derdine düşen birinin önceliği hayatı olur diye düşünüyorum. Hayat değil. Hayatı. Galiba felsefeyi bile parası olan yapıyor. Çünkü bunları sorgulamaya başlamaları,kaleme almaları falan seneler alacaktır diye düşünüyorum. Ve dediğim gibi bunların üzerine onlara para kazandıracak bir iş ortamı yok, hele ki o senelerde. Senelerce parasız da yaşamayacaklarına göre geçim dertleri yok.Bu sadece felsefe alanında geçerli tabi. Daha somut konular üzerine çalışmalar yapanlar elbet çalışmaları için para kazanabilirler.
Ve dahiler aslında zorunlu dahiler midir konusu... Hayatlarına bakınca sorunlu olduklarını görebilirsiniz. Baya baya sorunlu. Acaba şartlar yüzünden mi kendi alanlarına yöneldiler yoksa karakterleri gereği veya sahip oldukları farklı bakış açıları yüzünden mi zaten böyleler? İyi bir aile ortamında büyüp iyi bir çocukluk geçirmiş mutlu bir insanın bu tür zeka ürünlerini ortaya çıkarabileceğini düşünmüyorum. Tabiki felsefe alanında. Diğer dahiler için de geçerli olabilir. Bu konuda en fazla merak ettiğim şey bu. Belki ilerde geçmişe yolculuk mümkün olursa sırayla merak ettiğim dahilerin yanına gidip onlara güzel günler yaşatmak, onların bu endişe ve bazı iç karartıcı düşüncelerine olumlamalar yaparak onları biraz daha normalliğe teşvik etmek istiyorum.
Acaba ben doğru şeyi mi yapıyorum,ben zeki biri miyim diye düşünüyorlar mıydı? Bu hiçbir zaman cevap bulamayacak bir soru. Felsefenin ucu açık olması insanı daha fazla düşünmeye itiyor. Sınır diyebileceğimiz bir kitap olsa veya bazı kanunlar olsa daha basit ve kafa yakmayacak şekilde olabilirdi. Olmadığı için felsefeye tamamen boş olarak da bakabiliriz ki böyle düşünenlere hayır değil diyebilecek bir kanıt yok. İnsan doğru şeyi mi yaptığını bile bilmiyor. Bugünlerde yaşasalardı çoğu onedio dan ben dahi miyim testini çözerlerdi eminim. Tabiki erken yaşlarında. Belki de zekadan, dahilikten çok bilgelik.Düşünebilmek bir zeka göstergesi midir? Nesneler,olaylar arasında farklı bağlar kurabilmek... Delilik de olabilir. İnsan deli mi dahi mi olduğunu nasıl anlayabilir? Bu tür bir deli olabilmek için de mi zeka gereklidir? Veya aslında delilerdi aynı zamanda zekilerdi. Kim bilir? Belki de deliliğe yakın dahiler bize daha çekici geliyor. Seri katillerin çok fazla ilgi görmesi gibi. İnsanlar birbirini normalliğe tesvik ederken normalliğe en uzak kişilere de büyük hayranlık ve ilgi duyuyor. Dahiler onaya ihtiyaç duyar, en azından birilerine yaptıklarını,düşündüklerini gösterme ihtiyacı. Bunu yapmayanlar dahi değil midir? Aslında sadece bize düşüncelerini gösteren dahileri mi biliyoruz. Göstermeyenler de var mı? Sanmıyorum. Her dahi aslında bir çocuktur. Ve bunu birilerine gösteremezse işin eğlencesi kaçar. Artık çocuk değilse dahi de değildir. Çocukca heyecan... Birşeylere aşkla ve heyecanla tutunmak... Ve kötüye giden ruh hali. Veya biz mutsuzlukları seviyoruz.Sevdiğimiz her insanın mutsuzluğunu görmemiz ve ona üzülmemiz lazım. Bu çok acı birşey. Dahi olmak için acı çekmek zorundalar. Acaba bunu bildiği için normallikten ve mutluluktan kaçanlar var mıdır? Ben sadece saygı duyuyorum. Zor olduğunu biliyorum. Cesaret gerektirdiğini biliyorum. Mutlu bir hayat mı mutsuz ama sonu bilgeliğe giden bir hayat mı deseler mutlu bir hayatı seçerdim. Ama işte olay orada. Galiba zorlu bir hayata mahkum oldukları için bu yola giriyorlar. Zorlu hayattan kastettiğim acı dolu bir hayat. Mutlu olamadıkları için bilgeleştiklerini düşünüyorum. Zorunlu dahiler konusunda kastettiğim buydu. Dahiler derken iki eliyle bilmem kaç basamaklı matematik işlemi yapan gerizekalıları kastetmiyorum. Zeka öğrenildiğinde veya basite indirgendiginde bütün büyüsü ve ilgi çekiciliği kaçıyor. Bir bilgisayar veya bir robot da yapabilir onu. Olay senin insan olduğunu kanıtlamanda zaten. Ama felsefe konusunda rekabet yok. Biri düşünüyor, üstüne süslü cümleler ve zeka katıp kendi gördüklerini ve düşündüklerini yazıya döküyor ve çoğu da kabul görürse felsefe tarihine geçiyor. Ondan daha düzgün yaşayan birsürü insan var. Sadece düşündüğü ve yazdığı için isminin bilinmesi biraz saçma. Yani birşey katmıyor sadece bir örnek koymuş oluyor sadece bir ürün. Ama konu hayat olduğunda bir doğruya yakınlaşmak zor. Sadece hayatı algılayış şeklini kaleme almış ve güzel cümleleri olan birini felsefe tarihinde görebiliyoruz. Belki de ben fazla hafife alıyorum. Belki de sorgulamak bile gerçekten önemli birşey. Biraz daha düşününce yine birsürü ucu açık soruyla baş başa kalıyorum. Bu konunun da şimdilik bir sonu yok o yüzden burada bitireyim.
Bu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSil